Tanımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2010 Cuma

Varant Nedir?

Varant belli bir dayanak varlığı, önceden belirlenmiş bir fiyattan, önceden belirlenmiş bir tarihte alma hakkı veren menkul kıymettir.

Örneğin, şu an İMKB'de işlem gören Gadaa.v varantını 0.60'tan alabilirsiniz. Bu varant size Garanti Bankası hissesini 31 aralık 2010 günü 8 TL'den alma hakkı verir. Eğer o gün Garanti Bankası hisseleri 9.8 TL'den kapanırsa, 9.8 - (8+0.6)= 1.2 TL, yani %200 kazanırsınız. 8'in altındaki herhangi bir kapanışta da yatırdığınız parayı kaybedersiniz.

"Eee, bunun opsiyondan ne farkı var ki?" sorusu gayet mantıklı bir sorudur burada. Temelde opsiyona çok benzer ama elbette bir kaç farkı var..İlk farkı, vadesinin çok daha esnek olmasıdır, 5 yıla kadar vadeli varantlar serbest olacak İMKB'de.

Başka bir fark: bireysel yatırımcı olarak opsiyon satabilirsiniz, ama varant satamazsınız (ihraç edemezsiniz). Riskiniz varanta ödediğiniz fiyat ile sınırlıdır.

Bir de opsiyon bir vadeli işlem enstrümanıdır, varant ise spot piyasalarda işlem görür.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Arbitraj Nedir? Nasıl Yapılır?

Uzun zamandır tanımlar etiketine bir şey yazmamıştık, arbitrajla devam edelim.

Arbitraj, risksiz kazançtır. Risk almadan kazanç elde edebilmek herkes için muhteşem olduğundan, bu tarz fırsatlar yakalandığında hemen değerlendirilir, değerlendirildikçe arbitraj fırsatı da ortadan kaybolur.

Piyasalara girmeden hayattan bir örnekle başlayalım. Diyelim ki bir ürün Ankara'da 5 TL, İstanbul'da ise 7 TL'den alıcı buluyor. Ankara'da alıp İstanbul'da satarak risksiz kazanç elde edebiliriz. (Tabii nakliye maliyetinin 2 lirayı geçmemesi gerek) Bu durum sermaye piyasalarında yapıldığında, Ankara'dan alıp İstanbul'da sattıkça fiyat Ankara'da yükselip İstanbul'da düşecek ve sonunda eşitlenip arbitraj olanağını elimizden alacaktır. Bu yüzden böyle fırsatlarda olabildiğince hızlı davranmak gerekir.

Şimdi herkesin kolaylıkla yapabileceği bir tür olan zaman arbitrajına bir bakalım:

Vob'da Aralık 2010 vadeli dolar kontratı Cuma günü 1,5980'den kapandı. Spot piyasalarda ise 1.5530'dan işlem görüyor. Pazartesi günü gidip döviz bürosundan Ş1000 alsak, yine aynı gün VOB'da aralık vadeli dolar kontratını satsak, aradaki 0.0450'lik fark, hiçbir riske tabii olmadan cebimize girecektir. Çünkü 31 Aralık 2010 günü bu iki kıymetin fiyatı eşitlenecektir.

Bu tarz "zaman" arbitrajlarında arbitraj fırsatı hemen kapanmaz, çünkü bu getiriyi elde edebilmek için paranızı Aralık 2010'a kadar dolara bağlamanız gerekir. Bu yüzden arbitrajın getirisini başka bir risksiz enstrümandan elde edebileceğiniz getiriyle kıyaslamak gerekir. Örneğimizin kolaylığı için TC Hazine kağıtlarını risksiz farzedelim. Eğer bu zaman arbitrajından elde edeceğiniz getiri Aralık 2010 vadeli hazine kağıtlarından fazla ise, o zaman herkes bu spotta alış-vob'da satış
işlemini yapacak, ve getiriler eşitlenene kadar alım-satım olacak, böylece arbitrajın getirisi diğer risksiz enstrümanlarla eşitlenerek arbitraj fırsatı/karlılığı ortadan kalkacaktır. Eğer başından beri arbitraj getirisi hazine kağıdından az ise bu işlemin tersi (spotta açığa sat, vob'da al, açığa satıştan gelen parayı hazine kağıdına yatır) yapılarak yine getiriler eşitlenecektir.

Bu yüzden teorik olarak futures piyasalarındaki fiyatın "spot*(1+ risksiz getiri)" olması gerekir fakat tabii ki piyasada her zaman bu şekilde oluşmaz. İşlem maliyetleri vardır, ayrıca piyasa sadece arbitrajcılardan oluşmaz, piyasa beklentilerine göre hareket eder vadeli işlem sözleşmeleri...

27 Haziran 2010 Pazar

ECRI Nedir? Ne İş Yapar?

ECRI, uzun adıyla Economic Cycle Research Institute, ekonomik döngüler ve büyüme hakkında araştırmalar yapar ve endeksler hesaplayıp yayınlar. Bu yazıyı yazmamın sebebi de bu endekslerdeki resesyona işaret eden değişimler.



Yukarıdaki grafik, ECRI verisinin resesyon tahminlerinin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Grafiğimize göre ECRI, son 7 resesyondan 6'sını önceden bilmeyi başarmış. Birinde ise resesyonu geriden takip etmiş.

Oldukça etkileyici, ama maalesef 4 kez de yanlış sinyal vermiş, negatif değere rağmen resesyona girilmemiş. Şu an yine negatif tarafta ve bu durum bir çok kişiyi endişelendiriyor.

Ayrı bir endişe kaynağı da bu verideki (ECRI Weekly Leading Index) düşüşün sertliği(-%23)...Aşağıdaki tablo benzer düşüşlerde durumun ne olduğunu gösteriyor.



Görüldüğü üzere bu veriler oldukça moral bozucu. Fakat ilk grafikte bir şey dikkatimi çekti, verinin 4 yanlış sinyalinden ikisi resesyondan çıkış dönemlerinde olmuş, büyük ihtimal baz etkisinden kaynaklanan hızlı bir yükselişin ardından , baz etkisinin kaybolmasıyla şimdiki gibi sert bir düşüş, sonra yine yükseliş. Umarım yine böyle olur.

14 Mayıs 2010 Cuma

Kaldıraç nedir?

Finans piyasalarında kaldıraç kullanmak, aldığınız bir pozisyonun bir kısmını kendi varlıklarınızdan, bir kısmını da borçlanarak karşılamanız demektir. Bu tarz kavramları örnekle anlatmak her zaman daha kolaydır.

Vob'dan yola çıkarak anlatalım. Şu an Vob'da işlem gören IMKB30 kontratları için yatırmanız gereken teminat kontrat başına 805 TL. Vob'da pozisyon büyüklüğü (İMKB30 endeksi / 1.000)x100 TL formülüne göre hesaplanıyor. IMKB30 kontratı bu akşam 69,750'den kapattı, yani tam kapanışta alış ya da satış yapan kişi, 6975TL' lik bir pozisyon açmış oldu.

805 TL yatırarak 7000TL'lik bir pozisyon açmak kulağa çok hoş gelebilir. Endeks 70,000'den 72,000'e çıktığında kontrat başına 200 TL (25%) kazanırsınız. Teminatınız her gün hesaplanır, ertesi gün hesabınıza geçer. Ama tabii ki 68,000'e düştüğü takdirde de 25% kaybedersiniz ve aracı kurumunuzdan teminat tamamlama çağrısı gelir. Yani yatırdığınız teminat artık yeterli değildir, ekleme yapmanız gerekiyordur. Eğer yatırmazsanız, aracı kurum hala 600 TL teminatınız olduğu halde pozisyonu kapatma hakkında sahiptir.

Kaldıraç kullanmak getirinizi katlar , çünkü aldığınız riski de katlar. Scalping nedir? başlıklı yazımda belirttiğim gibi, 1'e 400'lük astronomik kaldıraç oranları sadece forex piyasalarında bulunur ve yatırdığınız bütün parayı 5 dakika içinde kaybetmenize sebep olabilir.

Elbette kaldıraç oranı yatırımcının kendisine kalmıştır, Vob'da 1610 TL yatırıp tek kontrat açarsanız, kaldıraç oranını yarıya düşürmüş olursunuz. Bu getirinizi de sınırlayacaktır tabii ki.

Sonuç olarak, kaldıraç faydalı birşeydir, her bütçeden yatırımcıya (ya da spekülatöre) tahminlerini kazanca çevirme şansı verir, herkesin kendi algısına göre bir risk seviyesi belirlemesine yardımcı olur.

Scalping nedir?

Aslında çok da önemli bir kavram değil scalping, ama hem önceki yazılarımdan birinde bahsetmişim, hem de forex hakkında bir iki şey söylemek istiyorum.

Scalping, küçük karlar amacıyla çok kısa süreli pozisyon almak anlamına gelir. Bir-iki kademelik artışlar için pozisyon alan scalper, istediğini elde edince hemen pozisyonunu kapatır. 10000'de 1'lik yükselişten bile kar edebilmek için elbette kaldıraç kullanmak gerekmektedir. Bunun için de en uygun yer forex piyasalarıdır. Sanıyorum 1'e 400 sınırına dayanmış durumda kaldıraç oranları. (kaldıraç nedir?) Bu da çok yüksek bir risk aldığınız, yatırdığınız parayı 15 dakika içinde kaybedebileceğiniz anlamına geliyor.

Şimdi yazımızın asıl konusu, forex piyasasına geçelim. Forex piyasası, her çeşit dövizi alıp satabileceğiniz, cumartesi-pazar hariç 24 saat açık olan, günlük 3-4 trilyon dolar işlem hacmine sahip bir piyasadır. Çeşitli aracı kurumlar bu piyasada işlem yapmanızı olanaklı kılar, fakat ben daha önce hiç işlem yapmadığım için aracı kurumlar hakkında bilgi veremeyeceğim.

Finans ve ekonomi bloglarına aşina olan arkadaşlar kesinlikle daha önce reklamlarını görmüşlerdir forex'in. "maaşıma zam istiyordum, gerek kalmadı, forex'e 100 dolar yatırdım 10000 dolar yaptım" tarzı reklamlar. Umarım bunlara kimse inanmıyordur. İnanmamak için şöyle bir nedenim var, bu tarz reklamlar iki çeşit kurumdan geliyor:
1. Forex işlemlerine aracılık yapan kurumlar
2. Bahis/kumar siteleri

Bir firmanın bu çeşit reklamlar vermesi için sizin üzerinizden sağlam paralar kazanıyor olması gerek. Nitekim Ekonomi Türk de bir kaç yazısında bu kurumların handikaplarından bahsetmiş, dövizin yönünü kısa vadeli olarak tahmin etmenin imkansız olduğunu söyleyerek, bu şekilde para kazanmaya çalışmanın kumardan farklı olmadığını söylemişti. Tek bir farkı var bence, forex yasal.

Ekonomi Türk'ün konu ile ilgili bir kaç yazısı için:

Forex Piyasalarında Para Kaybetmenin Sırları

Forex ile nasıl para kaybedilir?
Forex trend analizi ile başkalarını nasıl zengin edersiniz?

14 Nisan 2010 Çarşamba

Munzam Karşılık Nedir?

Munzam karşılık (reserve requirement), bankaların topladıkları mevduatların merkez bankasındaki hesaplarında tutmak zorunda oldukları kısmına denir.

Her banka, topladığı mevduatın bir kısmını merkez bankasında tutmak zorundadır. Önceleri iflas riskine karşı az da olsa koruma sağlanması amacıyla çıkarılan bu kural, günümüzde daha çok bir piyasa likiditesi kontrol aracı olarak kullanılmaktadır. Bankaların merkez bankasına yatıracakları munzam karşılıklar, merkez bankasının açıkladığı "munzam karşılık oranı"'na göre belirlenir. Bu oran arttığında piyasada likidite azalır(çünkü daha çok para merkez bankasında durur), oran azaldığında piyasada likidite artar.

Likidite kontrol araçlarından biridir fakat çok sık kullanılmaz, "bugün munzam karşılık oranı 5%, yarın 7% " gibi bir durum söz konusu değildir. TCMB en son 6%'den 5%'ye düşürmüştü 16.10. 2009'da, bildiğim kadarıyla ondan beri bir değişiklik olmadı. Şu an Türkiye bankaları için munzam karşılık oranları:

TL için: 5%
Döviz için: 9%

Dediğim gibi munzam karşılık oranı sadece uzun vadeli likidite kontrolü için kullanılabilir( 6'dan 5'e düşürüp krizde likiditeyi arttırmak gibi amaçlarla)

Ek: Yazıyı yazdığım tarihteki oranlar artık geçerli değil. Geçtiğimiz günlerde bu oranlar TL için %5.5'e, döviz içinse %11'e yükseltildi. Değişiklikler oldukça yeni eklemeler yaparım.

Ek2: Son oranları Güncel Zorunlu Karşılık Oranları adlı yazımızdan takip edebilirsiniz.

13 Nisan 2010 Salı

Fırsat Maliyeti nedir?

Fırsat Maliyeti (opportunity cost) en iyi 2. alternatifin getirisidir. İlkini seçtiğiniz için bu getiriden vazgeçmiş oluyorsunuz ve bu da sizin için bir maliyet.

Örneğin, elimizdeki iki alternatif, "fabrika kurmak" ve "paranızı faize yatırıp gül gibi geçinip gitmek" olsun. Eğer fabrika kurarsanız, faiz getirisi sizin fırsat maliyetiniz olacaktır. Fabrika kurduğunuzda faizden daha fazla getiri elde etmelisiniz ki, onu seçmenizin bir anlamı olsun. Bu yüzden fırsat maliyeti önemli bir performans ölçüsüdür, tabii 2. en iyi alternatifin ne olduğunu doğru seçmek kaydıyla.

10 Nisan 2010 Cumartesi

Recovery Rate Nedir?-2

Recovery rate nedir? başlıklı yazımda, recovery rate'in tanımını vermiş, konu biraz uzayınca da okuyucumu sıkmamak adına daha fazla bilgi isteyenler için recovery rate 2 başlıklı bir yazı daha yazacağımı söylemiştim.

Devam edelim. En son şirketlerin neden bütün tahvilleri "senior" olarak çıkarıp daha ucuza borçlanmadıklarını sormuştuk, bu yazı da o soruya odaklanacak. Ancak önce bir iflas durumunda neler olacağını anlatalım.

Büyük bir şirket iflas ettiğinde, önce bütün varlıkları satılır ve nakite çevrilir. Bu paradan önce şirketin borçları ödenir. Eğer şirket teminatlı(secured) tahvil çıkarmışsa, teminat nakite çevrilir, diğer borçlulardan önce "senior teminatlı tahvil" sahipleri paralarını alırlar. Eğer teminat bütün teminatlı tahvil sahiplerine ödeme yapacak kadar değerli değilse, teminatlı tahvil sahipleri de, teminatsız senior tahvil sahiplerinin arasına katılırlar, borçları -mümkün mertebe- bu öncelik sırasında ödenir.

Teminatsız alacaklılar arasında senior tahvil sahipleri, diğerlerine göre önceliklidir. Onlar paralarını alırlar, Ardından Subordinated tahvil sahipleri kalandan paylarını alırlar. En sona bir şey kalırsa onu da hissedarlar(shareholders) alır. Borsada yatırım yaptığınız şirket batarsa siz de hissedar olduğunuz için, öncelik sırasında en sonda olursunuz.

Sorumuzun cevabına gelince; Şirket, tahvilleri senior ve subordinated olarak çıkarmazsa, senior tahvilleri örnekte verdiğimiz gibi 8% getiriyle çıkaramayacaktır. Senior-subordinated yapısı, tahvillerin riskini azaltan, krredi notunun yükselmesini sağlayan bir yöntemdir. Çünkü subordinated'lar olduğu sürece, Senior tahvil sahiplerinin riski azalacaktır.

Örnekle anlatalım, şirketimizin 2 alternatifi olsun:
a) Bütün tahvilleri senior olarak çıkarmak(yani senior-subordinated yapı kurmamak)
b)80% senior, 20% subordinated tahvil çıkarmak.

b seçeneği, size borç verecek (tahvilinizi satın alacak) yatırımcılar açısından daha az risklidir. Şirketinizin iflas etmesi durumunda, a seçeneğine oranla borç verdikleri miktarın daha büyük bir kısmını kurtaracaklardır. Şirketin varlıkları satıldığında, öncelik sırasına göre a'da 100 yatırımcı varken, b'de 80 olacaktır. Böylece size de 1/100 yerine 1/80 düşecektir. (Elbette bu rakamlar oransal olarak verilmiş rakamlar)

Yani a seçeneği, yatırımcı açısından b'ye göre daha risklidir. Bu yüzden tahvilin kredi notu daha düşük olacak, şirket daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalacaktır. Örneğin senior-subordinated yapıda sırasıyla 8% ve 10%'den borçlanan şirket, bu yapıyı kurmazsa 9%'den borçlanmak zorunda kalacaktır. Tahvillerin bu şekilde çıkarılmasının sebebi budur.

Tahvillerin kredi notunu yükseltmenin 2-3 yolu daha var (overcollateralization, SPV kullanma gibi) önümüzdeki günlerde onlara da değinmeye çalışacağım.

8 Nisan 2010 Perşembe

Recovery Rate nedir?

Genellikle şirket tahvillerinde, iflas durumunda tahvillerin nominal değerinin kurtarılabilen kısmına denir. Yani şirket iflas eder, varlıkları satılır, tahvil sahiplerine borçları ödenir. Fakat bazı durumlarda nominal değerin tamamını ödeyemez, diyelim 50%'sini öder. İşte bu 50% recovery rate'tir. (kurtarma oranı-ben çevirdim, türkçesini bilmiyorum, Türkiye'de şirket tahvilleri pek yaygın olmadığından bu kavramlara da hiç rastlamıyoruz)

Öncelik sırasına göre bonoların recovery rate'leri derecelendirme kuruluşlarının sitelerinde bulunabilir. Örnek olarak;

Bu tabloda gördüğümüz üzere, recovery rate bono türüne göre farklılık gösteriyor. Hemen kavramları açıklayalım, secured-teminatlı, senior-öncelikli, unsecured-teminatsız, subordinated-ikinci derece demek.

Teminatlı şirket tahvillerinde, yatırımcının şirketin iflası hakkında o kadar endişelenmesine gerek yoktur. Onu asıl ilgilendiren teminatın durumudur. Teminat değer kaybederse, olası bir iflas anında parasının tamamını alamayabilir.

Bazen de tahviller senior ve subordinated(bunların türkçelerini bilmiyorum, biraz araştırdım ama bulamadım) olarak ayrılırlar. Senior tahviller, iflas durumunda önceliklidirler. Subordinated'lar senior'lar bütün parasını aldıktan sonra eğer para kalırsa almaktadırlar. Gördüğünüz gibi tabloda subordinated'lar da kendi aralarında senior-subordinated ve junior subordinated olmak üzere 3'e ayrılıyorlar, bunların da kendi aralarında öncelikleri var. Yani en son Junior subordinated tahvilinin nominal değerini alıyor. Ondan sonra bir şey kalırsa onu da hissedarlar alacak.

Ortalamalara(mean) baktığımızda, teminatlı senior tahvillerin(senior secured) nominal değerinin ortalama olarak 53.8%'ini kurtardığını görüyoruz. Bu oran Junior Subordinated'larda 17.09% gibi çok düşük bir rakam.

Gördüğünüz gibi Subordinated tahvillerin riski Senior'lara göre çok yüksek, olası bir iflas durumunda paralarının çok daha azını kurtarıyorlar. Bu yüzden Subordinated tahvillerin getirisi daha fazladır. Burada insanın aklına bir soru takılıyor: Yatırımcı açısından durum gayet mantıklı,
düşük risk-düşük getiri, yüksek risk-yüksek getiri; peki ama şirket neden yüksek faizle borçlanıyor? Neden tahvillerin hepsini Senior olarak ihraç etmiyor? Diyelim ki senior'un faizi 8%, subordinated'ınki 10%; şirket neden 10% ödüyor?

Bu sorunun cevabını da recovery rate nedir?-2 başlıklı yazımda vereceğim. Küçük bir tanım vereyim diye başladım, epey uzattım, sadece ilgi duyanlar devam eder 2. yazıyı okumaya.

Kısa Pozisyon nedir?

Kısa pozisyon (short position) almak, kişinin, halihazırda elinde olmayan bir finansal varlığı başkasından(genellikle aracı kurumdan) ödünç alarak satmasına verilen isimdir. (türev piyasalarda ödünç almadan da yapılabilir, vob'da imkb30 endeks'inde kısa pozisyon almak gibi)

Kısa pozisyon fiyatın düşeceği beklentisiyle alınır. Şimdi satarsınız, kağıt değer kaybedince daha düşük bir fiyattan alır yerine koyarsınız. Aradaki fark sizin karınızdır.

Daha çok türev piyasalarda kullanılmaktadır. Önümüzdeki günlerde vob hakkında ayrıntılı bir yazı yazmak istiyorum orada daha fazla değineceğim bu konuya.

Baz Puan Nedir?

Baz puan(basis point) 1/10,000 değerinde bir finansal ölçü birimidir. Yani bir baz puan, yüzde 1'in yüzde 1'idir.
100 baz puan= 1%

Endeks tahmini yazımızdaki grafikte, Yunanistan'ın CDS spread'inin 450 baz puan olduğunu görüyoruz, yani yatırımlarınızı garanti altına almak için 4,5% ödeyeceksiniz.

CDS nedir?

Credit Default Swap(CDS), bir alacaklının, 3. bir kişiye belli bir ücret ödeyerek, alacağını garantilemesidir. Yani alacaklının, borçlunun iflas riskinden kurtulmasıdır. Bu riski, artık CDS satıcısı üstlenmiştir. Elbette belli bir ücret karşılığı. Bu ücrete "CDS premium"(CDS primi) denir.

Çok basitçe anlatacak olursam, diyelim ki bir arkadaşınızın size 100 TL borcu var. Ve siz arkadaşınızın bu borcu ödeyemeyeceğinden korkuyorsunuz. Başka bir arkadaşınız size şöyle bir öneride bulunuyor: "Bana her ay 1 lira ver, eğer arkadaşın ödeyemezse, 100 liranı ben vereceğim." Kabul ederseniz, siz de CDS yapmış olursunuz.

Ülkeler ve büyük şirketler söz konusu olduğunda ise işler şöyle işliyor. CDS genellikle bonolar için kullanılıyor. Yatırımcı, elindeki bonoları garanti altına almak için, CDS satıcısına prim ödüyor. Olası bir iflasta, CDS satıcısı, yatırımcının bonolarının nominal değerini ödemekle yükümlü. Bu ödemeden sonra bonolar CDS satıcısına geçiyor. Yani aslında CDS satıcısı iflas etmiş bonoları satın alıyor. Artık ne kadarını kurtarabilirse. (recovery rate nedir?)

CDS'ler hakkında en önemli nokta, CDS için ödeyeceğiniz primin ne kadar olacağıdır. Bunu ne belirler? Elbette ülkenin/şirketin iflas etme ihtimali... CDS satanlar, ülkenin iflas etme ihtimali yüksekse daha yüksek prim talep edeceklerdir. Aynı şekilde yatırımcılar da kendilerini koruma altına almaya daha istekli olacaklarından, bu yüksek primleri ödemeye razı olacaklardır. Böylece risk algısına göre arz-talep eğrilerinin kesiştiği yerde CDS primi oluşacaktır. Endeks tahmini yazıma bir kaç ülkenin primlerini(spreadlerini) koymuştum. Örneğin, Yunanistan'ın spread'i 450 bp (baz puan nedir?) civarında. Bu demek oluyor ki, bonolarınızı garanti altına almak için, her yıl nominal değerlerinin (par value) 4.5%'sini CDS primi olarak ödemeniz gerekiyor. Aynı spread, İrlanda için 170 bp civarında. Demek ki, piyasa İrlanda'nın batma ihtimalinin Yunanistan'dan daha az olduğunu düşünüyor.

CDS'in ne olduğunu, spread'lerin nasıl yorumlanacağını anlatmaya çalıştım, borsadan uzak duracağım şu bir kaç günde, bu tarz yazılara ağırlık vermek istiyorum. Zaten bu dönem derslerim de tamamen bu konularla (Risk Yönetimi, Sabit Getirili Enstrümanlar, Finansal Türevler, Yatırım Yönetimi dersleri alıyorum bu dönem) ilgili, öğrendiklerimi elimden geldiğince paylaşmaya devam edeceğim.